AnasayfaGENEL BİLGİLERTARİHİ SÜREÇSİYASİ HAYATİNSAN HAKLARI İHLALLERİULUSLARARASI POLİTİKADAKİ YERİBİYOGRAFİ

Genel:

Anasayfa

KRONOLOJİ

SONUÇ

İç Savaşların Gölgesinde

“Lübnan”, ismini dağlarının zirvesini kaplayan karlara atfen, Sami dillerinde “beyaz” manasına gelen veya bu manayı çağrıştıran “leban” kelimesinden almaktadır. Ancak isminin aksine, dış müdahaleler ve iç çatışmalarla dolu bu ülkenin makus talihine hakim olan asıl renk, karların beyazı değil, kanların kırmızısıdır.

400 yıllık Osmanlı hakimiyetinin ardından 1920’de Fransa himayesinde kurulan Büyük Lübnan Devleti, 1943 yılında bağımsızlığını ilan etmiş; ardından ilk olarak 1958’de, daha sonra 1975-90 yılları arasında iç savaşlarla büyük bir yıkıma uğramıştır. Zira tarih boyunca “istenmeyen” dinî grupların sığınağı olmuş ve farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu küçücük coğrafya, birbirinden farklı idealleri ve çıkarları olan 17 etnik grup ve dinî mezhebin mensuplarını barındırmaktadır. 19. yüzyıldan bu yana başta Avrupalılar olmak üzere dış güçlerin nüfuz mücadelelerine sahne olması, birliğe muhtaç bu topraklarda ayrılıkları daha da derinleştirmiş, düşmanlıkları artırmıştır. Ortak “Lübnanlılık” kimliği etrafında bir “ulus-devlet” olmaktan oldukça uzak, siyasi ve sosyo-ekonomik alanda paylaşımın adil olmadığı ülke, bu haliyle her an patlamaya hazır bir bomba gibidir.

Akdeniz’in doğusunda yer alan Lübnan, bir zamanlar bölgenin önemli bir ticaret ve ilim merkeziydi; hatta “Ortadoğu’nun İsviçresi” olarak adlandırılmaktaydı. Ancak sonu gelmez iç savaş, 1980’lerin sonlarına doğru uluslararası ilişkiler literatürüne yepyeni bir kavram soktu: “Lübnanlaşma”. Etnik ve dinî çatışmaların beraberinde getirdiği kaosu, siyasi, iktisadi ve toplumsal parçalanmışlığı ifade eden bu kavram, bugün benzer süreçlerle yüz yüze kalan ülkeler için de kullanılmaktadır.

İç savaşlar ve dış müdahaleler sebebiyle hem maddi hem de manevi açıdan oldukça ağır bedeller ödeyen Lübnan, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’yle bölgede taşları yerinden oynattığı son dönemde önce Refik Hariri suikastı, ardından 34 gün süren İsrail işgaliyle yeniden gündemde. Lübnan’ın coğrafyası, nüfus yapısı, sosyo-ekonomik durumu, kültürel hayatı, tarihi, siyasi hayatı, insan hakları ve uluslararası politikadaki yerini -son dönemde yaşanan gelişmelerle birlikte- konu alan bu kitap, daha uzun bir süre dünya gündeminden düşmeyecek bu ülkeyi tüm yönleriyle tanıtıyor.